Genel

  • ufak bir parça

    Etrafımda korkudan hiçbir iz yok. Bu pür neşe, bu aldanmışlık nereden geliyor? Aldanmak ve aldatmak ne zaman hakikat oldu? İnsanlar korku nedir bilmiyor. Ölüm fikri o kadar uzak bir fikir ki, tıpkı bir fabrikasyon ürünmüş gibi, yeniden üretilebilir olduğu zannıyla yaşıyorlar çoğu insan. Bu yüzden ölümden korkmuyorlar. Bu insanların dehşete düşmeleri gerekiyordu. Bedenleri çürümesin diye…

    ufak bir parça
  • teenni

    Dikkatin kaybolduğu bir yerde ahlaktan söz edebilir miyiz? Bugün dikkatimiz neden çalınmaya çalışılıyor? Neden dikkatimizi çalmak için milyarlarca dolar yatırım yapılıyor? Bu koca endüstri yalnızca bizim dikkatimizi çalıp, para kazanmak için mi uğraşıyor? Her şeye gelişigüzel bakıp kaydırma memuru olmuş insanın dikkati tarumar olmuştur. Mesafesiz, dirençsiz, hızlı, akan ve kayan bir ekrandan içerik şelalesine düşmüş…

    teenni
  • Saatlerce, aynı oyunu oynayabilir, aynı topu aynı kaleye vurabilirdim.

    Yaz aylarında ve bahar aylarında Üsküdar vapurunun son beş dakikası kaldığı zaman vapurun baş tarafına geçmeyi, rüzgarın kulaklarımı sağır etmesini, rüzgarım yüzüme çarpmasını pek severim. Tüm beyhude çırpınışlarımın dindiği, zihindeki o keşmekeşin sükunete tahvil olduğu, zamanın gerçekten yaşanabilir, hatta kalben dokunulabilir bir şey olduğunu idrak ettiğim bir zaman dilimidir o beş dakika. Bu yüzden pek…

    Saatlerce, aynı oyunu oynayabilir, aynı topu aynı kaleye vurabilirdim.
  • Taze Meyve

    8850. Beyit “Ey zarif kimse! Geride gibi görünen ilerilerden ol. Nitekim taze meyve ağaçtan evveldir.” Bu beyiti şerh etme gibi bir niyetim yok. Şerh etmenin engin denizine gark olsam köpükten özge ne çıkartırım. Bir tedrisattan da geçmedim. Geçtiğim, yalnızca kitap yaprakları. Fakat okuduklarım bende bir iz bırakır. Bu izleri görmeye ve duymaya çalışırım. Bu yazdıklarım…

    Taze Meyve
  • olabilir

    Farkında olabileceğimiz birçok şey varken, biz kendimizi sınırlıyoruz. Dikkatimizi gelip geçici şeyler üzerine veriyoruz. Verirken, kendimizi tüketiyoruz. Kafamızda sürekli bir uğultu geziyor. Kalbimizin üstünde sisli, buğulu bir hava. Sisli bir hava. Görmemize mâni, duymamıza mâni, sisli hava. -Bu kadar meşguliyetin arasında? Bir telefon konuşması; -Nasılsın?+Ne olsun. Ne olsun? Çok şey olsun. Olabilecek şeyleri düşünebiliyor musun?…

    olabilir
  • Erguvan

    Tüm meşgalelerimin arasında baharı selamlayamadım. Bahar, o gelip geçici agahlık. Uyanışının kısa süreceğinin farkında olan bahar. İstanbul’da bahar bir başka güzel. Hiç umulmadık bir köşede erguvana selam verebilirsiniz. Hiç umulmadık yerden coşkuyla açmış mor salkımlar. Gözler alışılagelmişin dışında şeyleri görmekten sarhoş. Kendimi bir parkta buldum. Hiç programım yoktu. O parka girmeye de pek niyet ettiğim…

    Erguvan
  • sükût edenlere, selâm.

    Her geçen gün, aleyhimize işleme devam ediyor. Hayat mağrur ve dikbaşlı. Nisyan içinde tepkilere devam ediyorum. Hatırlasak, bu tepkilere ne hâcet değil mi? İnsan dilinde saklar, olacak olanları sanki? Bir şey kınasa, ölmeden başına gelmez. İddia makamında şarkılar bestelese, sınanmadan göçmez. Dil, aslan gibidir derler. Zapt etmezsen parçalarmış. Doymak bilmezmiş dil. Önüne ne gelse yermiş.…

    sükût edenlere, selâm.
  • âfetmiş, tehir.

    “Her dakikımız, yapabildiğimiz şeyler için bir miattır. Her an bir eşref saattir. Hayat bir hesap cetveli değil mütemadî bir doğuş, oluş, ve küçük küçük ölüşlerdir. Hayat yapabildiğimiz şeylerdir. Nasıl ki her saniye doğanlar ve ölenler vardır. Ne hayatı, ne de ölümü münasip gördüğümüz miada ayar edemezsiniz. Mademki ölüm bizi her anımızda yakalayabilir, ölümden kaçırdığımız her…

    âfetmiş, tehir.
  • Fotoğraf Üzerine Kısa Bir Şey

    Fotoğrafa baktığım zaman, zamanın, tıpkı fotoğrafın içinde gizlenmiş (?) olduğu gibi benim içimde de gizlenmiş olduğuna şahit olurum. Bir fotoğrafa nazar, beni zamansız bir mekana intikal ettiriyor. Orada, sanki, zaman askıda kalmış. Fotoğraf karesinin içerisinde, şimdiki ben ile seyahat ediyorum. İçinde kaldığım sürece -fotoğrafa şu an itibariyle bakan ben- hafızam karıncalanıyor. Bir tebessüm yüzümü kaplıyor,…

    Fotoğraf Üzerine Kısa Bir Şey
  • Bir şey yok, ne olsun.

    Günlerin nasıl geçtiğini anlayamadan, günler bizi delip geçiyordu. Her yerimiz delik deşik olduğu halde, gündelik vazifemize sarılmış, yaşamaya çalışıyoruz. Kalbi ağrıyan insana ne demek lazımdı? Baharı seyretmek nerede kaldı artık? Hakikaten, mevsim seyredilebilir bir şey mi? Mevsim, gözümüzün önündeydi her zaman, öyle değil mi? Yaprakların rengi, gökyüzünün bulutlarla boyanması, bu dehşetengiz dünya, aciz insan, dağın…

    Bir şey yok, ne olsun.