Yaz aylarında ve bahar aylarında Üsküdar vapurunun son beş dakikası kaldığı zaman vapurun baş tarafına geçmeyi, rüzgarın kulaklarımı sağır etmesini, rüzgarım yüzüme çarpmasını pek severim. Tüm beyhude çırpınışlarımın dindiği, zihindeki o keşmekeşin sükunete tahvil olduğu, zamanın gerçekten yaşanabilir, hatta kalben dokunulabilir bir şey olduğunu idrak ettiğim bir zaman dilimidir o beş dakika. Bu yüzden pek…
Tüm meşgalelerimin arasında baharı selamlayamadım. Bahar, o gelip geçici agahlık. Uyanışının kısa süreceğinin farkında olan bahar. İstanbul’da bahar bir başka güzel. Hiç umulmadık bir köşede erguvana selam verebilirsiniz. Hiç umulmadık yerden coşkuyla açmış mor salkımlar. Gözler alışılagelmişin dışında şeyleri görmekten sarhoş. Kendimi bir parkta buldum. Hiç programım yoktu. O parka girmeye de pek niyet ettiğim…
Yazar tam olarak ne yapar? Bir yazar, neyi yazar? Neden bir yazarı severiz? Bir yazardan etkileniriz? Neden? Yazar, neyi yazmıştır? Alıp verdiğimiz nefeslerin arasında, olup biten şeyleri idrak edebilene yazar mı denir? Bir nefes aldım, tuttum. Verdim. Bu sırada neler oldu? Ne olduğunu söyleyeyim mi? O an öldü. Mâziye karıştı. Artık geçmiş bir ân. Ölü.…
Şu an burada bulunarak şahit olduğum şeyden mesul değil miyim? Şu an bu âna şahit oluyorsam, burada bulunuyorsam, değil miyim mesul? Bu rüzgar boşuna esmiyor değil mi? Kim bilir hangi evin havasını temizliyor… Kim bilir hangi kerih kokuları uzaklaştırıyor… Kim bilir hangi ağacın yükünü alıyor… Kim bilir hangi pencerenin boşluğundan sızarak evin içinde içli bir…
Hatıralar tekrar hatırlanana kadar beklermiş. Belki hiçbir zaman hatırlanmayacak olmasına rağmen, insanın hafızasında, hatıra, hatırlanmayı sabırla bekler. Sabırla, sessiz bir şekilde bekler. İnsan da gündelik hayatında bir o yana bir bu yana sallanarak, o hatırayı hatırlamamak için elinden geleni esirgemez. Her şeyi esirgemesini bilen insan, o hatırayı hatırlamamak için elinden hiçbir şeyi esirgemez. Vakit gelir,…