Etrafımda korkudan hiçbir iz yok. Bu pür neşe, bu aldanmışlık nereden geliyor? Aldanmak ve aldatmak ne zaman hakikat oldu? İnsanlar korku nedir bilmiyor. Ölüm fikri o kadar uzak bir fikir ki, tıpkı bir fabrikasyon ürünmüş gibi, yeniden üretilebilir olduğu zannıyla yaşıyorlar çoğu insan. Bu yüzden ölümden korkmuyorlar. Bu insanların dehşete düşmeleri gerekiyordu. Bedenleri çürümesin diye…
Yaz aylarında ve bahar aylarında Üsküdar vapurunun son beş dakikası kaldığı zaman vapurun baş tarafına geçmeyi, rüzgarın kulaklarımı sağır etmesini, rüzgarım yüzüme çarpmasını pek severim. Tüm beyhude çırpınışlarımın dindiği, zihindeki o keşmekeşin sükunete tahvil olduğu, zamanın gerçekten yaşanabilir, hatta kalben dokunulabilir bir şey olduğunu idrak ettiğim bir zaman dilimidir o beş dakika. Bu yüzden pek…
Yazar tam olarak ne yapar? Bir yazar, neyi yazar? Neden bir yazarı severiz? Bir yazardan etkileniriz? Neden? Yazar, neyi yazmıştır? Alıp verdiğimiz nefeslerin arasında, olup biten şeyleri idrak edebilene yazar mı denir? Bir nefes aldım, tuttum. Verdim. Bu sırada neler oldu? Ne olduğunu söyleyeyim mi? O an öldü. Mâziye karıştı. Artık geçmiş bir ân. Ölü.…
Halkın (avamın?) âdetleri üzere yaşamak, beni atalete sevk ediyordu. Herkes gibi yaşamak, herkes gibi gülmek, herkes gibi tepki vermek, herkes gibi giyinmek, herkes gibi herkes gibi herkes gibi. İçgüdülerime baktığım zaman, şöyle kendimi bi’ yokladığım zaman, buraya doğru bir temayülüm varmış gibi hissediyorum. İster istemez, herkesin âdeti üzere yaşamaya çalışıyorum. Aynaya bakışım, tıpkı meşhur aktörler…
Şu an burada bulunarak şahit olduğum şeyden mesul değil miyim? Şu an bu âna şahit oluyorsam, burada bulunuyorsam, değil miyim mesul? Bu rüzgar boşuna esmiyor değil mi? Kim bilir hangi evin havasını temizliyor… Kim bilir hangi kerih kokuları uzaklaştırıyor… Kim bilir hangi ağacın yükünü alıyor… Kim bilir hangi pencerenin boşluğundan sızarak evin içinde içli bir…
Hatıralar tekrar hatırlanana kadar beklermiş. Belki hiçbir zaman hatırlanmayacak olmasına rağmen, insanın hafızasında, hatıra, hatırlanmayı sabırla bekler. Sabırla, sessiz bir şekilde bekler. İnsan da gündelik hayatında bir o yana bir bu yana sallanarak, o hatırayı hatırlamamak için elinden geleni esirgemez. Her şeyi esirgemesini bilen insan, o hatırayı hatırlamamak için elinden hiçbir şeyi esirgemez. Vakit gelir,…
Askıya alınan zamanları özledim. Zamanın ilerlememesini, zamanın ilerleyen bir şey olduğundan bihaber olduğum zamanları özledim. Çocukluğun vurdumduymaz günlerini özledim. Sabahın sabah olduğunu idrak ettiğim zamanları özledim. Her sabah yeni bir sabah idi. Gün geçtikçe, büyüdükçe, sabahlar sabah olmaktan çıkmış, çizgisel zamanın bir parçası, bir noktası haline gelmişti. Devam eden, değişmeyerek devam eden bir şey parçasıydık…